Ana Sayfa Yazarlar 13.12.2017 379 Görüntüleme

Ders Alınsaydı Hiç Tekerrür mü Ederdi?

İnsanlığımız nerelere kaçtı bizim? Ya vicdanımız?

Dünya üzerinde hangi coğrafyaya başımızı çevirsek, zulüm gören, katledilen, tecavüze uğrayan, yurtlarından sürülen hep Müslümanlar…

Kimileri Müslüman görünümlü teröristlerce, kimileri Budist sapıklar eliyle, kimileri de direkt olarak kan emici, faşist, hırsız kafalarca yönetilen devletler eliyle…

Peki bize ne oluyor da Peygamber Efendimizin Veda Hutbesinde söylediklerine kulak asmayıp, Aynı Yaratıcıya, aynı dine, aynı Rasul’e, aynı Kitaba iman etmiş olan bizler, din kardeşlerimizin uğradıkları zulümleri görmezden gelmeye çalışıyoruz? İspanya’da zulüm gören Yahudilere bile sahip çıkan ecdadın torunları mıyız gerçekten? Kendi rahatımız kaçacak diye, “Bize ne Suriye’liden, dönsünler geriye…” sözünü rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Aylan bebeğin cansız bedeni kıyıya vurduğunda, sahte göz yaşlarımızla oraya buraya lanet okumak çok kolaydı bizim için! Öldüklerini istemiyoruz, burada fazla rahat olmalarına da tahammülümüz yok. “Ölmesinler ama gözümüze de gözükmesinler” havasındayız. Şikayet edilen hususlar içinde haklılık payı olanlar muhakkak var, yok demiyorum.

Lakin, biz Türk oğlu Türk, Osmanlı torunuyuz. Kavgada bile zayıf olanı tutarız. En azından eskiden öyleymiş…

Gel gör ki bugün yaşadığımız toplumda, “Biz niye Arakan mevzuna karışıyoruz, Bize ne elin Suriye’lisinden” diyen insanlar hiçte az değil aramızda!

Kimseyi düşüncelerinden dolayı yargılama hakkına sahip değilim. Herkesin görüşüne saygılıyım. Ama en çokta “Yaşam hakkına” saygılıyım. Küçücük bebeklerin bile acımasızca katledildiği bu dünyada, vicdan diye bir şey varsa, bunun en büyük kanıtının bu Büyük Millet olduğunu cümle aleme gösterdiğimizi düşünüyorum. “Veren el, alan elden hayırlıdır” düsturumuzun ayaklar altına alınması, din kardeşimize yapılanları görmezden gelmek bize hiç ama hiç yakışmıyor. Haçlıların topyekün Müslüman kıyımı yaptığı bir ortamda, biz birbirimize düşmemeliyiz. “Beni sokmayan yılan bin yaşasın” deme, sıranın er geç sana da geleceğini unutma! Sıkıntılarımız muhakkak var, rahatsızlıklarımız var. Ama bunların tümü, gözlerimizin önünde,  sevdiklerimizin türlü işkencelerle öldürülmesinden daha kötü değildir inanın. İleride bizi iyi çok iyi günlerin beklediğini düşünmüyorum. ABD burnumuzun dibine kadar geldi, orada kendine silahlı bir güç kuruyor. Güya mesele DEAŞ imiş… O terör örgütünü bizzat kendilerinin kurduğunu biz bilmiyor muyuz? Asıl amacın bölge ülkelerini, biz dahil olmak üzere bölmek, parçalamak olduğunu bilmiyor muyuz? AB ülkeleri artık yüz yıl önceki gibi, düşmanlıklarını gizleme ihtiyacı bile hissetmiyorlar… Gelen günler maalesef çok parlak değil! Karamsar tablo çizmek istemem ancak, atılan adımların ne getireceğini, başkalarına yaptıkları icraatlardan anlayabiliyoruz.

Bir olalım, birlik olalım, bu coğrafya 100 yıldan fazla savaşsız zaman geçirmemiş. Tarih tekerrürden ibaret derler,  ders alınsaydı hiç tekerrür mü ederdi?

O’cu,  şu’cu bu’cu demeden, ayrışmadan, ötekileştirmeden birliğimizi, dirliğimi koruyalım ki, bir kurtuluş mücadelesi daha vermek zorunda kalmayalım.

Kalın selametle…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haber Sitesi | Uzman Tescil